Hoşgeldiniz

Bir güneş gibi doğan,tohumların çıkacağı toprağı ısıtan yıldızlaşmış yumruklar zorun yolcuları merhaba...
 
AnasayfaPortalSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Türkiye İşçi Sınıfının Tarihinde Bir Dönüm Noktası 15-16 Haziran Direnişi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 02/02/08

MesajKonu: Türkiye İşçi Sınıfının Tarihinde Bir Dönüm Noktası 15-16 Haziran Direnişi   Salı Şub. 12, 2008 6:49 am

Türkiye İşçi Sınıfının Tarihinde Bir Dönüm Noktası

Şanlı 15-16 Haziran Direnişi Nasıl Gelişti?

15-16 Haziran direnişinin gelişimini anımsatalım...
1963 yılında çıkarılan bir kanunla işçi sınıfı yasal olarak "grev hakkı"nı elde etti. İşçiler bu hakkı kendi yaşam şartlarını düzeltme mücadelesinde kullanmaya başladılar. Birçok grev mücadelesi yaşandı. Bu mücadelede birçok ileri işçi Türk-İş'in işçi sendikası adını kullanan, ancak, patronların çıkarlarını savunan bir sermaye örgütü olduğunu gördü. Bu dönemde Türk-İş'e alternatif olarak kurulan DİSK, işçilerin haklarını savunur görünümündeydi. Bu sendika Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu olarak kendini adlandırıyordu. Türk-İş'in yüzünü gören işçiler ondan kopuyor ve DİSK'e katılıyorlardı. DİSK giderek önemli bir güç haline gelmeye başladı. DİSK'in başındaki reformist, revizyonist sendika şeflerine rağmen DİSK'in tabanında, işçiler arasında devrimci düşünceler gelişmeye, devrime sempati duyulmaya başladı. Bu durum hakim sınıfları huzursuz etti. Onların istediği Türk-İş'e duyulan antipatinin bir başka potada eritilmesiydi. Bu anlamda, DİSK'in söylem farklılıklarına ilk başlarda izin verdiler. Ancak durum tam olarak istedikleri gibi gelişmeyince, yaratılan ortamda işçilerin deneyim kazanması ve giderek devletçi olduğu açığa çıkan bir örgütten, devrimci adlandırmasını kullanan bir örgüte kaymanın çok hızlı olması hakim sınıfları tedirgin etti. Bunun üzerine hakim sınıflar, Türk-İş'in sendika tekelini yasallaştırmak için önlemler almaya başladılar. Bunun için; 274 sayılı Sendikalar Kanunu ve 275 sayılı Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu'nda değişiklikler yapılmasını planladılar. Hazırlanan kanun tasarısına göre; herhangi bir işyerinde toplu sözleşme yapma hakkı, işyerinin dahil olduğu iş kolunda en çok üyeye sahip olan ve o iş kolunda sigortalı işçilerin 1/3'ünün üye olduğu işçi federasyonu ya da ülke çapında faaliyet gösteren işçi sendikasına ait olacaktı. Böyle bir tasarı, bazı işyerlerinde örgütlenen küçük sendikaların ve DİSK'in tasfiyesi, Türk-İş'in sendikal alanda kesin tekelini kurmak anlamına geliyordu.


Türk-İş yöneticileri kendilerinin de hazırlanmasında katkıları bulunan bu tasarının olumlu olduğu propagandasını yapıyorlardı. DİSK ise, kendi tasfiyesi anlamına gelen bu tasarıya karşı çıkıyordu. DİSK bu tasarının kanunlaşmasını engellemek için işçileri "yasal çerçeve içinde mücadeleye" çağırdı.
15 Haziran'da İstanbul ve İzmit'te işçiler, kanunlarda yapılmak istenen değişiklikleri protesto için büyük bir yürüyüş düzenlediler. Türk-İş ve patronların tehditlerine rağmen yalnızca DİSK'li işçiler değil, Türk-İş'e bağlı sendikalı işçiler de kitleler halinde bu direnişe katıldılar. O gün İstanbul ve İzmit'te hemen hemen bütün fabrikalarda üretim durdu.
15 Haziran'daki yürüyüşe 70 bin civarında işçi katıldı. İşçiler, gözaltına alınan arkadaşlarını karakollara teslim etmediler. Karakollar önüne kitlesel olarak birikip gözaltına alınanları polisin elinden aldılar.
16 Haziran'daki yürüyüşe katılım 150 bin civarında oldu . Hakim sınıflar gelişmelerden paniğe kapıldı ve orduyu devreye soktu.
Askeri birlikler, polis birliklerinin hemen arkasından işçilere karşı barikatlar kurdular. İşçiler silahsız ve örgütsüz olmalarına rağmen bu barikatların çoğunu yiğitçe aştılar. Levent'te, Topkapı'da, Kadıköy yakasında devlet güçleriyle işçiler yer yer çatıştılar. Polis silah da kullandı.
En büyük çatışmanın yaşandığı Kadıköy, Yoğurtçu Parkı çevresinde yüzlerce işçi yaralandı ve bir toplum polisi öldü. kolluk güçlerinin Kadıköy iskelesinde toplanan işçilere sıktığı kurşunlarla Mustafa Baylam, Abdurrahman Bozkurt ve Yaşar Yıldırım adlı işçiler katledildiler.
16 Haziran akşamı saat 21'de İstanbul ve Gebze'de sıkıyönetim ilan edildi. Hakim sınıflar, işçi hareketinin bu büyük direnişi karşısında yüzlerindeki demokrasi maskesini bir kenara bırakmak, faşist yüzlerini göstermek zorunda kalmışlardı.
Bu büyük direniş yalnızca hakim sınıfların değil, DİSK'in başındaki sendika ağalarının yüzündeki maskeyi de çekip aldı. Büyük işçi direnişinin kendilerini de aştığını gören DİSK'in başındaki dönemin sendika ağaları, 15-16 Haziran direnişinin doruğunda, devlet radyosu üzerinden işçilere şöyle sesleniyordu:
"İşçi kardeşlerim, işçi sınıfının bilinçli temsilcileri, sizlere sesleniyorum. Beni iyi dinleyiniz. Anayasamız her türlü toplantı ve yürüyüşlerin silahsız ve saldırısız olacağını emreder. Bizler Anayasaya sımsıkı bağlı işçiler olduğumuz için, hiçbir hareketimiz Anayasaya aykırı olamaz. Ne var ki bizim aramıza çeşitli maksatlar güden kişiler, çeşitli kılıklara bürünerek girebilirler. Hatta kötüsü, gözbebeğimiz şerefli Türk ordusunun bir mensubuna kötü maksatlı taş atabilirler. Tahrikler yapabilirler. DİSK Genel Başkanı olarak sizleri uyarıyorum." (Kemal Türkler'in 16 Haziran 1970'teki radyo konuşmasından).


15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi; reformist, revizyonist sendika ağalarının yüzündeki "işçi dostu" maskesini indiriyor; onların, sermaye sınıfının çıkarlarını koruyan anayasa ve devletin savunucuları olduğunu ortaya koyuyordu.15-16 Haziran sonrası
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi 274. ve 275. maddelerde yapılmak istenen değişiklikleri engelleme hedefine ulaştı. Hakim sınıflar yapmak istedikleri değişiklikleri ertelemek zorunda kaldılar, bu değişiklikleri ancak 12 Eylül sonrasında gerçekleştirebildiler.


Türkiye işçi sınıfı, 15-16 Haziran 1970'te sendika ağaları ve devletin tüm çabalarına karşın böylesine şanlı, büyük bir direnişi yarattılar. Herkes bu direnişten söz etti, kendine göre dersler çıkardı. Tabi ki, işçi sınıfının ileri unsurlarının, devrimcilerin bu direnişten çeşitli dersler çıkarmasının yanı sıra egemenler de bu hareketten kendileri için dersler çıkardılar.
Hakim sınıflar 12 Mart 1971'de demokrasi maskesini tümüyle bir kenara atarak dönemin devrimci hareketini, işçi sınıfının doğal önderlerini ezmek üzere orduyu işbaşına getirdi…dönemin ortaya çıkan yapılanmaları ve önderleri katledilip bir çokları işkenceden geçirilip zindanlara atıldı…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dincer.forumd.biz
 
Türkiye İşçi Sınıfının Tarihinde Bir Dönüm Noktası 15-16 Haziran Direnişi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Samantha Fox Haber Arşivi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hoşgeldiniz :: Devrim :: Türkiye Devrim Tarihi-
Buraya geçin: